Ayet ve Hadislerle “Yetim Hakkı”

Yetim

Babasını kaybeden çocuğa yetim denir. Babanın aile içindeki en önemli görevinin, aile fertlerini koruyup kollamak ve onları gözetmek olduğu düşünüldüğünde ise yetim bu gücü kaybetmiş demektir.

Yetim kalınca kendisini koruyup kollayanını kaybeden çocuk, artık yalnız ve kimsesizdir. Yetim kalan çocuk kendisini koruyan, kollayan ve hayata bağlayan bağı kaybetmiş demektir.

 

Hadis-i Şeriflerle Yetim Hakkı

İslâmiyet insana her zamanı ve her konumunda ayrı bir değer verildiğini bildirmiştir. Allah ü Teâlâ (c.c.) insanı diğer canlılardan üstün kılarak ona ne denli değer verdiğini göstermiştir. Allah (c.c.) insanın hakkını korumak için Kur’an-ı Kerim ile pek çok özel hükümler getirmiştir.

Allah (c.c.) insanın zâfiyete uğramasına, haksızlığa uğradığı ya da güçsüz kaldığı durumlarda da hakkının yenmesine asla razı olmamıştır. Allah’ın (c.c.) elçileri de insanlara hep zayıfın, kimsesizin yanında olmak gerektiğini ve onlara özel muamele göstermek gerektiğini öğütlemiştir.

“Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır”. (Ahmed ibni Hanbel, Müsned, V, 250.)

“Bir kimse, Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah Teala onu mutlaka cennete koyar”. (Tirmizî, Birr 14.)

Yetimler haksızlığa uğrayabilecek insanlar arasında ön sıralarda gelir. Bu sebeple de hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadis-i şeriflerde yetim ve yetim hakkı ile ilgili çok fazla açıklama yapılmış, bu konunun sık sık altı çizilmiş ve yetim hakkının gözetilmesine dair pek çok detay verilmiştir. Hatta İslâm Fıkhında özel “Yetim Hukuku” geliştirilmiştir. Buradan da apaçık görünüyor ki İslâm’da yetimlerin özel bir yeri vardır.

Müslümanlar, toplumun zayıf kesimini oluşturan yetimler, öksüzler, kimsesizler ve muhtaç durumda olanlara yardımcı olmakla yükümlüdür. Onların yeme içme, barınma gibi ihtiyaçlarını karşılamak; onlara eğitim imkânı sağlamak ve psikolojik destek sunmak gibi çok çeşitli yardımlarla yetim, muhtaç ve kimsesizleri topluma kazandırmak Müslüman bireyin görevidir. Çünkü dinimize göre yetimler, öksüzler, muhtaç ve kimsesizler topluma emanettir. Yetimler de toplum için birer emanet olduğundan özenle korunmaya ve bakılmaya muhtaçtır.

Kur’an-ı Kerim’de yetimlerin ve öksüzlerin haklarına dikkat edilmesi gerektiğine dair pek çok vurguda bulunulmuş, öyle muhtaçların mallarının haksız yere alınması yasaklanmıştır. Zaten Allah (c.c.) Resulü Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) da henüz reşit olmamış yetimlerin mallarının korunup gözetilmesi gerektiğini ifade etmiştir. (Muvatta’, Zekât, 6.)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) öksüz ve yetimlerin mallarını yemenin helâk edici şeylerden olduğunu bildirmiştir. (Müslim, Îmân, 145.)

Sevgiye ve şefkate en çok ihtiyacı olan öksüz ve yetimlerin başını okşayana, dokunduğu saç teli sayısınca iyilik yazıldığını müjdelemiş ve bu şekilde yetimlere iyilik yapanlarla kendisinin cennette yan yana bulunacağını da bildirmiştir. (İbn Hanbel, V, 250.)

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), öksüz ve yetim çocuklara, eksikliğini hissettikleri sevgi ve merhamet gibi duygularla yaklaşmanın gerekliliğini ve önemini bu şekilde sık sık vurgulamıştır.

 

Yetimler ile İlgili Ayetler

“Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.”

Bakara Sûresi, 83. Ayet

 

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!”

Bakara Sûresi, 177. Ayet

 

“Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.”

Bakara Sûresi, 215. Ayet

 

“Dünya ve ahiret hakkında (lehinize olan davranışları düşünün ve ona göre hareket edin). Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek (yüz üstü bırakmaktan) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız, (unutmayın ki) onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, işleri bozanla düzelteni bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meşakkate sokardı. Çünkü Allah güçlüdür, hakîmdir.”

Bakara Sûresi, 220. Ayet

 

“Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır.”

Nisâ Sûresi, 2. Ayet

 

“Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.”

Nisâ Sûresi, 3. Ayet

 

“Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.”

Nisâ Sûresi, 6. Ayet

 

“(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.”

Nisâ Sûresi, 8. Ayet

 

“Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.”

Nisâ Sûresi, 10. Ayet

 

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”

Nisâ Sûresi, 36. Ayet

 

“Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hükmü size Allah açıklıyor: Kitap’ta, kendileri için yazılmışı (mirası) vermeyip nikâhlamak istediğiniz yetim kadınlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere karşı âdil davranmanız hakkında size okunan âyetler (Allah’ın hükmünü apaçık ortaya koymaktadır). Hayırdan ne yaparsanız şüphesiz Allah onu bilmektedir.”

Nisâ Sûresi, 127. Ayet

 

“Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.”

En’âm Sûresi, 153. Ayet

 

“Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.”

İsrâ Sûresi, 34. Ayet

 

“«Duvara gelince, şehirde iki yetim çocuğun idi; altında da onlara ait bir hazine vardı; babaları ise iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki, o iki çocuk güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.»”

Kehf Sûresi, 82. Ayet

 

“Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.”

Fecr Sûresi, 17. Ayet

 

“Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.”

Beled Sûresi, 14. Ayet

 

“Öyleyse yetimi sakın ezme.”

Duhâ Sûresi, 9. Ayet

 

Bir önceki yazımız; Yaratanı Bulma Sanatı “Tefekkür”

 

Bir Cevap Yazın