İnsan Suresinin Meali, Hikmeti ve Okunuşu

İnsan Suresi

İnsan suresi 31 ayetten oluşan Kur’an’ın önemli surelerindendir. Mushaftaki sıralama olarak 76. suredir, fakat nüzul yani iniş sırası olarak ise 90. suredir.

İnsan suresinin bazı ayetlerinin Mekke döneminde indiğine dair rivayetler vardır fakat kabul edilen geçerli görüş surenin Medine’de , Rahman suresinden sonra nazil olduğudur. İnsan suresinden sonra da Telak suresi gelir.

İnsan suresi ismini, ilk ayet-i kerimesinde geçen ve insanın yaratılmadan önceki hiçliğini ifade eden “insân” kelimesinden alır. Bunun yanı sıra İnsan suresi, Dehr, Ebrar, Hel eta ve Emşac isimleriyle de anılmaktadır.

İnsan suresinde temel olarak ahiret hayatıyla ilgili meselelerden ve bu konularda insanların yükümlülüklerinden tercihlerinin sonuçlarından bahsedilmektedir.

İnsan Suresinin Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim
“Hel etâ alâl insâni hînun mined dehri lem yekun şey’en mezkûrâ(mezkûran). İnnâ halaknâl insâne min nutfetin emşâcin nebtelîhi fe cealnâhu semîan basîrâ(basîran). İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran. İnnâ a’tednâ lil kâfirîne selâsile ve ağlâlen ve seîrâ(seîran). İnnel ebrâra yeşrabûne min ke’sin kâne mizâcuhâ kâfûrâ(kâfûran). Aynen yeşrabu bihâ ibâdullâhi yufeccirûnehâ tefcîrâ(tefcîran). Yûfûne bin nezri ve yehâfûne yevmen kâne şerruhu mustetîrâ(mustetîran).Ve yut’imûnet taâme alâ hubbihî miskînen ve yetîmen ve esîrâ(esîran). İnnemâ nut’imukum li vechillâhi lâ nurîdu minkum cezâen ve lâ şukûrâ(şukûran). İnnâ nehâfu min rabbinâ yevmen abûsen kamtarîrâ(kamtarîran). Fe vekâhumullâhu şerra zâlikel yevmi ve lakkâhum nadraten ve surûrâ(surûran). Ve cezâhum bimâ saberû cenneten ve harîrâ(harîran). Muttekiîne fîhâ alâl erâiki, lâ yeravne fîhâ şemsen ve lâ zemherîrâ(zemherîran). Ve dâniyeten aleyhim zılâluhâ ve zullilet kutûfuhâ tezlîlâ(tezlîlen). Ve yutâfu aleyhim bi âniyetin min fıddatin ve ekvâbin kânet kavârîrâ. Kavârîra min fıddatin kadderûhâ takdîrâ(takdîran). Ve yuskavne fîhâ ke’sen kâne mizâcuhâ zencebîlâ(zencebîlen). Aynen fîhâ tusemmâ selsebîlâ(selsebîlen). Ve yetûfu aleyhim vildânun muhalledûn(muhalledûne), izâ raeytehum hasibtehum lu’luen mensûrâ(mensûran). Ve izâ raeyte semme raeyte naîmen ve mulken kebîrâ(kebîran). Âliyehum siyâbu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullû esâvira min fıddatin, ve sekâhum rabbuhum şarâben tahûrâ(tahûran). İnne hâzâ kâne lekum cezâen ve kâne sa’yukum meşkûrâ( meşkûran). İnnâ nahnu nezzelnâ aleykel kur’âne tenzîlâ(tenzîlen). Fasbir li hukmi rabbike ve lâ tutı’ minhum âsimen ev kefûrâ(kefûran). Vezkurisme rabbike bukraten ve asîlâ(asîlen). Ve minel leyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavîlâ(tavîlen). İnne hâulâi yuhıbbûnel âcilete ve yezerûne verâehum yevmen sekîlâ(sekîlen). Nahnu halaknâhum ve şedednâ esrahum, ve izâ şi’nâ beddelnâ emsâlehum tebdîlâ(tebdîlen). İnne hâzihî tezkiratun, fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen). Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâh(yeşâallâhu), innallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen). Yudhilu men yeşâu fî rahmetihî, vez zâlimîne eadde lehum azâben elîmâ(elîmen).”

İnsan Suresinin Türkçe Anlamı

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla
“İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti. Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.  Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder.  Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.  İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.  Bir pınar ki Allah’ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar. O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar. Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.  (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz.” “Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız.” Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir. Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır. Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk. Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır. Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır. Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir. Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir. Orada bir pınar ki ona “selsebil” adı verilir. Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır. Orada, görünce (sonsuz)nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün. Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir. Onlara şöyle denecektir: “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.” Şüphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik biz. O halde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme. Sabah akşam Rabbinin adını an.  Gecenin bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et. Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar. Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz. İşte bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar. Allah’ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır.”

Hadis-i Şerif

  • Resulullah’ın (s.a.v.) bazı zamanlarda, Cuma günleri sabah namazlarında Secde ve İnsan surelerini okuduğu rivayet olunur
    (Buhârî, “Cum’a”, 10; Müslim, “Cum’a”, 64, 65),

  • Bir başka hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.);
    Cuma günleri sabah namazının bir rekatında Kıyâme ve İnsân sûrelerini okuduğu rivayet edilmektedir.
    (Ebû Dâvûd, “Ramażân”, 9)

İnsan Suresinin Önemi ve Hikmeti

İnsan suresi, yeniden dirilmenin kesinliği vurgulayan ve yine ahiret hayatından bahseden bir önceki sure Kıyame suresinin tamamlayıcısı gibidir.

İnsan suresi temelde insanın yaratılışının anlaşılmasına ve insanın yaratılmış olmasındaki hikmeti kavramasına yapılan bir çağrı niteliğindedir.

Sure, insanın yaratılış amacının imtihan olduğunu bildirir.

İnsan suresi kişinin kendisine bahşedilenlerin hikmetlerini kavramasını sağlar. Sure, insanın Allah Teala’yı (c.c.) tanımasını ve O’na şükretmesini de sağlar. Aynı zamanda İnsan suresi, kişinin cehennem azabından sakınmasını ve ahiretteki nimetleri elde etmesinin bağlı olduğu erdemli davranışları anlamasını da sağlar.

İnsan suresinde Allah (c.c.) kullarına imtihan olduğunu bildirirken, imtihanın özgürlüğü, iradeyi ve bilgiyi gerektirdiğini ve insanın da bu donanımlarla yaratıldığını anlatır. İnsanlar bilgi ve özgürlüğe ulaşabileceği zihni ve psikolojik kabiliyetlerle ve duyularla yaratılmıştır.

Eğer insan kendisine bahşedilen irade ve aklı kötülük yönünde kullanırsa, ahiret hayatında karşılaşacağı cezalar anlatılmıştır. İradelerini iyilik yönünde kullanan ve bu sebeple “ebrâr” diye nitelenen müminlerin ise cennetle mükafatlandırılacağı bildirilir.

Ebrar insan tanımı, sözünde duran, uhrevi sorumluluk bilincine sahip olan, muhtaçları doyurarak onlardan maddi manevi herhangi bir karşılık beklemeksizin, her eylemini Allah (c.c.) rızası için gerçekleştiren insan şeklindedir. Burada insana İslamiyet’teki bu ahlaki emirlerin şartsız olduğu da anlatıl maktadır. İslam ahlakı apaçıktır. Allah (c.c.) insanoğluna hangi davranışlarla doğru ahlak üzere yaşayacağını ve İslam ahlakını yaşamanın bir Müslümanın görevi olduğunu bildirir.

İnsan, yaratılışındaki üstünlük sayesinde ve vahyin aydınlatmasıyla doğru yolu bulma imkanına sahiptir. İnsan suresinde kullara, sahip oldukları aklı şükür yolunda mı nankörlük yolunda mı kullanacaklarının kendilerine bağlı olduğu belirtilmiştir.

Allah’ı (c.c.) tanıyıp onun hikmetlerini kavramak insanın elindedir. Şükür ve erdemli davranış da nankörlük de yine insanın elindedir.
İnsanların doğru yola çağrıldığı ve erdemli davranışlar sergileyerek Allah’ı (c.c.) tanımalarının onların hayrına olacağını bildirdiği surede, insanın sorumluluğu ve bunun için gerekli olan irade özgürlüğü net ve açık bir dille anlatılmıştır.


Bir önceki yazımızda Tavaf Namazının Kılınışını, Hükmünü ve Tavaf Namazının Detaylarını anlattık.

Bir Cevap Yazın