İslam Tarihinde Ramazan’ın Önemi

İslam Tarihinde Ramazan Ayında Meydana Gelen Önemli Olaylar

Ramazan ayını 11 ayın sultanı yapan tek sebep o ayda oruç ibadetini yerine getiriyor olmamız değildir. İslam tarihinde gerçekleşen birçok önemli tarihi olay, Ramazan ayında gerçekleşmiştir.

Ramazan ayını en mübarek kılan olayların başında şüphesiz ki Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmesi gelir. Kur’an-ı Kerim, Ramazan ayında Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmıştır. Ramazan ayının en mübarek yanlarının başında da bu gelmektedir.

Ramazan ayının hikmeti ile ilgili Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur;

“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir”

                                                                                                               Bakara Suresi, 85. Ayet

 

Ramazan ayının hikmeti yalnızca Kur’an-ı Kerim’in indirilişinin başlamasıyla sınırlı değildir. İslam tarihinde gerçekleşen pek çok önemli hadise, yine bu ayda gerçekleşmiştir.

Ramazan ayının faziletlerini ve İslam dünyasındaki önemli tarihi geçmişini şu şekilde sıralayabiliriz;

Bedir Savaşı

Müslümanların Mekke şehrinde, Kureyşli gayrimüslimlere karşı yaptığı ilk savaş, Bedir Savaşı’dır. Bedir Savaşı; hicretin ikinci yılında, Ramazan ayının 17. gününde 2. Cuma günü gerçekleşmiştir.

Müslümanların gayrimüslimlere karşı gerçekleştirdiği ilk savaş olan Bedir Savaşı’nın galibi Müslümanlar olmuştur. Ramazan ayının 2. Cumasında İslamiyet’in galip gelmesinin ardından; bölgedeki putperestlik ve Allah’a şirk koşan anlayışlar mağlup olmuştur.

Savaşta Mekkeli Kureyşlilerin komutanı Ebu Cehil öldürülmüştür.

Bedir Savaşı ile ilgili Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur;

“And olsun, sizler son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki O’na şükretmiş olasınız.”

                                                                                                        Al-i İmran Suresi, 123. Ayet

Mekke’nin Fethi

Mekke’nin fethi, Hicret’in 8. yılında Ramazan ayında gerçekleşmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v) ile 10 bin kişilik ordusu, bazı kaynaklara göre Ramazan ayının 10. gününde bazı kaynaklara göre ise Ramazan ayının 13. gününde Medine’den yola çıkmıştır. Ramazan ayının 20. gününde ise Mekke’de, Kureyşli Müşriklere karşı mücadele başlamıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v), “Size karşı konulmadıkça, size saldırılmadıkça, hiç kimseyle çarpışmaya girmeyeceksiniz, hiç kimseyi öldürmeyeceksiniz.” diyerek savaş kaidesini belirlemiştir.

Fetih Suresi ile, Mekke’ye 4 koldan giren İslam ordusu Mekke’yi almıştır. Mekke’nin alınmasının ardından, Hz. Muhammed (s.a.v), genel af ilan etmiş ve Kureyş lideri Ebu Sufyan’a kimsenin dokunmayacağını bildirmiştir. Daha sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve ordusu Kâbe’ye giderek, burada bulunan 360 putu dualar eşliğinde parçalamıştır. Kâbe’nin putlardan temizlenmesinin ardından tüm Müslümanlar Kâbe’yi tavaf etmişlerdir.

Mekke’nin fethi ve Kâbe’nin tavafı ile Mekke, günümüzde de olduğu gibi Müslüman aleminin ibadet ettiği kutsal bir yer haline gelmiştir.

İslâmiyet’in Yemen’de Yayılması

Yemen’de İslamiyet, Ramazan ayında yayılmaya başlamıştır. Hicret’in 10. Yılında ise yine Ramazan ayında büyük bir yayılma göstermiştir.

İslamiyet Yemen’de halkın yanı sıra dönemin yetkili kişileri arasında da hızlı bir yayılış sergilemiştir.

Yemen, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in İslam Devleti’ni kurduğu ilk dönemde İran’ın kontrolündeydi. O sırada, İran tarafından görevlendirilen Bâzân isimli vali tarafından yönetilmekteydi.

Hz. Muhammed (s.a.v), vali Bâzân’a hitaben bir mektup yazdırmıştır. Mektupta, İran’ın yıkılacağı ve Kisra’nın oğlu tarafından öldürüleceğini haber vermiştir. Bu mektuptan bir süre sonra Bâzân, Kisra’nın oğlu Şireveyh’ten, babasını öldürdüğüne dair bir mektup almıştır.

Bunun üzerine vali Bâzân; Kisra’nın öldürülmesini Peygamberimiz (s.a.v)’in haber verdiği günün gecesinde gerçekleştiğini öğrenince iman etmiş ve Müslüman olduğunu Hz. Muhammed (s.a.v)’e bildirmiştir.

Uzzâ’nın Yıkılması

Uzzâ, dönemin Müşrik Arapları tarafından “Allah’ın kızı” olarak atfedip taptıkları 2. Tanrıça putudur.

Hicrî 8. Yılda Uzzâ putunun bulunduğu ev, Halid bin Velid tarafından, Ramazan ayında yıkılmıştır.

Lât Putunun Yıkılması

Hicret’in 9. Yılında Ramazan ayında, Taif’te bulunan Sakif kabilesine mensup bir grup elçi, Hz. Muhammed (s.a.v)’in yanına gelmiştir. Bu Safikoğullarının elçileri, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e Müslüman olmak istediklerini bildirmişlerdir.

Safik Kabilesi elçilerinin Ramazan ayında Taif’ten gelerek Müslüman olmasının ardından, aynı yıl içerisinde Safikoğullarının daha önceden tapındıkları Lât putu yıkılmıştır.

Arûbe ve İslâm Günü

Hicrî 25 senesinin Ramazan ayında bir Cuma sabahı, Portekiz yakınında bir vadi olan Zelleka’da, Zelleka Muhaberesi gerçekleşmiştir.

Ramazan ayında gerçekleşen bu muhabere, Arûbe ve İslâm Günü olayı olarak da geçmektedir.

Zelleka Muhaberesi’nde; Yusuf bin Tasfin komutasındaki Müslüman Murabıtlar ordusu, Alfons kumandasındaki 80.000 kişiden oluşan küffar ordusuna karşı cihat etmiştir. Müslüman ordusu, Ramazan ayında gerçekleşen bu cihattan zaferle dönmüştür.

Ayn Câlut Muharebesi

Hicrî 15 Ramazan 658 yılında Ramazan ayında yine bir Cuma sabahı Mısırlılar ile Moğollar arasında bir muharebe gerçekleşmiştir.

Mısır Sultanı Sultan Kutuz, bu karşılaşma esnasında “Va İslâmah – Yetişin! İslâm elden gidiyor” diye haykırarak hücum etmiştir. Ardından Mısır Sultanı, Moğollara karşı büyük bir zafer kazanmıştır.

Ramazan ayında gerçekleşen ve tarihte Ayn Câlut Muharebesi olarak geçen bu muharebe ardından Mısır ve Şam’ın birleşmesi tamamlanmıştır.

Endülüs’ün Fethi

Endülüs’ün fethedilmesi Hicrî 28 Ramazan 92 senesine tekabül etmektedir.

Tarık bin Ziyad kumandasında ki Müslüman ordusu, God komutanı Radrik ve ordusuyla Buhayra mevkiinde çarpışmıştır.

Endülüs’ün Ramazan günü fethedildiği bu muharebede, Tarık bin Ziyad’ın emrindeki çoğunluğu piyade olan 12.000 kişilik ordu bulunmaktaydı. Tarık bin Ziyad savaş sırasında askerlerine sürekli olarak konuşmalar yapmaktaydı ve tarihe geçen meşhur sözü olan “Deniz arkanızda, düşman önünüzde.” Cümlesini de Endülüs’ü fethetmeye giderken gerçekleştirdiği konuşmasında söylemiştir.

Tarık bin Ziyad, ordusuna; “Askerlerim! Kahramanlar içinden siz seçildiniz. Görüyorsunuz ki, arkanızda deniz, önünüzde düşmanlar ve kaçacak hiçbir yeriniz yok. Vallahi, sabır ve sebattan başka yapacağınız bir şey de yok. Düşmanımızın bütün gücüyle üzerimize geldiği apaçık ortada. Üstelik yiyecek ve teçhizatı da bol. Halbuki bizim kılıçtan başka silahımız ve düşmanın elinden alacağımız yiyecekten başka erzağımız da yoktur.” Sözleriyle seslenmiştir.

Tarık bin Ziyad ve aralarında Sahabe-i Kiram’ı görmekle şereflenmiş Tabiun’dan kişilerin de bulunduğu İslâm ordusu, Hicrî 92 yılının Ramazan ayında Radrik ordusuyla yaptığı çarpışmadan galip olarak çıkmıştır.

Tarık Bin Ziyad, Endülüs’ü fethetmeden evvel; ilk olarak Cebel- i Tarık boğazını almış ve sonra da gemilerini yakarak Kurtuba ve Gırnata’yı almıştır. Tüm bunların ardından Endülüs’ü fethederek gayrimüslimlerin mağlubiyetini kesinleştirmiştir.

Endülüs’ün başkenti Tulaytula’nın fethedilmesi ile Endülüs yolu Müslümanlara açılmıştır.

Bir önceki yazımız; Ramazan Ayı Hayatımıza Neler Katar?

İlgili yazılar; Oruç Nedir? Ne Anlama Gelir?, Oruç Ayetleri Nelerdir?

“İslam Tarihinde Ramazan’ın Önemi” üzerine 5 yorum.

  1. Geri bildirim: Riya Nedir? Kimler Riyakârdır? | MEALTUR

  2. Geri bildirim: Ramazan Ayının Hayatımıza Kattıkları | MEALTUR

  3. Geri bildirim: Oruç Nedir, Ne Anlama Gelir? | MEALTUR

  4. Geri bildirim: Ramazan Umresinin Fazileti! | MEALTUR

  5. Geri bildirim: Oruç Fidyesi Nedir? Kimler Oruç Fidyesi Vermelidir? | MEALTUR

Bir Cevap Yazın