İslamiyet’in Emanete Bakışı

Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.
                                                                                                            Enfâl Sûresi, 27. Ayet

Güvenilir Müslüman

Müslümanlara söylenen bir diğer isim de mü’mindir. Mü’min kelimesi Esma-ül Hüsna’da da yer alan bir isimdir ve Allah’a (c.c.) ve O’nun indirdiklerine tamamen inanarak, teslim olmak anlamına gelir. Mü’minin aynı zamanda, güven veren ve güvenilir olan anlamlarına da gelir.

Müslüman olmanın temellerinden birisi de şüphesiz güvenilir olmaktır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) güvenilir kişiliğinden dolayı El Emin ismiyle de anılırdı. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmeti olan bizlere de güvenilir Müslümanlar olmak yakışır.

“Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.”

                                                                                                         Âl-i İmrân Sûresi, 161. Ayet

İmanın sıhhat şartlarından biri de emaneti korumaktır. Emaneti ve eminliği korumak, emin olmayı muhafaza etmek tüm mü’minlerin görevidir. Emanete hıyanet etmek ise Müslüman bir kula asla yakışmayacak bir davranıştır.

Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de emin olmakla, emanete saygı göstermekle ve güvenilirlikle ilgili buyruklarda bulunmuştur. Allah ü Teâlâ (c.c.) kullarına güvenilir olmayı, onlara emanet edilen her şeye ve herkese riayet etmeleri gerektiğini ve emanete ihanet etmenin hainlik ve günah olduğunu buyurmuştur.

“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”
                                                                                                              Nisâ Sûresi, 58. Ayet

Müslüman bir kulun sahip olduğu maddi ve manevi her şeye emanet nazarıyla yaklaşması benzersiz bir davranıştır. Sahip olduğu her şeye emanet gibi yaklaşıp davranan Müslümanlar, bilirler ki her şeyin yalnız tek gerçek sahibi vardır; O da Yüce Yaratıcı Allah’tır (c.c.)

Maddi manevi tüm değerlere emanet nazarıyla bakan Müslüman, her şeyin Allah ü Teâlâ (c.c.) tarafından kendisine emaneten verildiğini bilir ve “Mülk Allah’ındır (c.c.)” der.

Emanet ve emanete riayet dinimizce çok çok önemlidir. Allah (c.c.) pek çok ayetinde kullarına bu konuyu ve bunun önemini anlatmış onlara riayet ve hıyanet arasındaki farkları ve doğuracakları sonuçları bildirmiştir.

“Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.”
                                                                                                           Âl-i İmrân Sûresi, 75. Ayet

Emanete riayet etmenin tam tersi olan hıyanet yani ihanet de Kur’an’da anlatılmıştır. Ayet-i kerimelerden anlaşılacağı gibi emanete hıyanet eden kişiler, Allah (c.c.) nazarında hoş görülmez. Hiçbir Müslümana hainlik etmek yakışmaz. Hainlik eden kişiler, başka bir insanın kendisine emanet ettiğine hıyanet etmenin dışında Allah’ın (c.c.) ona verdiği şeylere da hıyanet edebilirler. Bu tarz insanlar dünya malını görünce “Mülk Allah’ındır (c.c.)” demek yerine “Benim malım” der. Malını gözünde büyüten bu insanlar için vermek de zorlaşır. Fakat elbette şunu da unutmamak gerekir ki insanların bizlere korumak için emanet ettiği eşya ya da mallar, sözler veya sırlar, nesneler yahut kişiler riayet edilmesi gereken değerli emanetlerdir.

“Yine onlar (mü’minler) ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler.”
                                                                                                            Mü’minûn Sûresi, 8. Ayet

Kur’an’da Allah (c.c.) emaneti insana yüklediğini ve bunun büyük bir şey olduğunu açık bir dille anlatmaktadır. Emanet sahibi olan Allah’a (c.c.) da hakkını eda etmek insanlar üzerine farzdır. Şöyle ki Müslüman kişinin emaneti yalnızca dostun ona bıraktığı eşya ya da para değildir. İslamiyet, emirleri ve yasaklarıyla bütün olarak ilahi bir emanettir. 

Ayrıca insana tüm vücudu, azâları, her şeyi birer emanettir. Eşe, ana-babaya, kardeşe, evlada, akrabalara, komşulara, arkadaşlara, yoksullara, zenginlere, yetimlere ve daha her çeşit insana her zaman adil ve iyi yaklaşmak, iyilikle hareket etmek vazifesi de bir emanettir. Elbette birinin diğerine geri almak üzere bıraktığı ödünç bir eşya ya da söylediği sır da emanettir. Tüm bunların yanı sıra hayvanların haklarını gözetmek de emanettir.

Dinimizin titizlikle üzerinde durduğu ahlaki görevlerimizden biri olan emanete riayet etmek, onu korumak bir Müslüman’ın hayatının her alanında ve anında önemli olmalıdır.

  • Ebu Hüreyre (r.a.) konu ile ilgili şöyle bir kıssa anlatmıştır;

“Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Emanet kaybedilince kıyameti bekleyin.” Etrafındakiler hemen “Emanet nasıl kaybolur?” diye sordular. O zaman Hz. Muhammed (s.a.v) de “İşler ehil olmayanlara teslim edilince” diye cevap verdi.”

  • “Emanet izzettir.” (Münavî)
  • “Nezdinde emanet bırakılan eşyayı sahibine iade et. Sana hıyanet eden kimseye de hıyanet etme!” (Tirmizî)

Bir önceki yazımız; Kur’an Münafıklar İçin Neler Söylüyor?

İlgili yazılardan birkaçı; Kur’an-ı Kerim Helâller ve Haramlar İçin Neler Söylüyor? – İmanda Artma veya Eksilme Var Mıdır? – İnsanın Üstün Yaratılışı

Ayrıca 2018 – 2019 umre fiyatlarına da göz atabilirsiniz.

Bir cevap yazın