Kur’an Münafıklar İçin Neler Söylüyor?

Münafık ve Münafıklık

Sözlük anlamı olarak münafık, dini kurallara inanmadığı halde inanıyormuş gibi davranan kişi anlamına gelir.

Münafıklık eden kişi, Allah’ın (c.c.) birliğini, O’nun buyruklarını ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğini kabul ettiğini söylediği halde inanç sahibi olmayan kişilerdir. Münafıklar, Müslüman gibi görünmeye gayret eden inançsız kimselerdir.

 

Münafıklık Alametleri Nelerdir?

İslamiyet münafık olan kişiler için temelde, böyle insanların içi ile dışının bir olmadığını vurgulamaktadır. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de münafık kimselerin özü sözü bir olmayışının pek çok defa altını çizmiştir. Hatta münafıklardan bahsedilen 11 ayetten oluşan Münâfikûn Sûresi vardır.

Kur’an’da münafıkların sözü ile özünün farkının anlatıldığı ayetlerden birisine Bakara Sûresi’nin aşağıdaki ayetleri örnek olabilir;

“İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.”

                                                                                                  Bakara Sûresi, 8 – 10. Ayetler

Kur’an münafıklar için sadece özü sözü bir olmadıklarını, mü’minleri aldatmaya çalıştıklarını bildirmemiştir. Kur’an’da münafıklar ve münafıklık konusu pek çok açıdan ve defalarca kez işlenmiş, Allah (c.c.) bu olgunun üzerinde fazlasıyla durmuş ve kullarını münafıklara karşı sık sık uyarmıştır.

Kur’an-ı Kerim münafıkların aslında kafir olduklarını da bildirmiştir. İslamiyet için münafık olan kişiler, açık kafirlere göre çok daha tehlikelilerdir. Çünkü dışarıdan bakınca Müslüman gibi davranıp, konuşan münafıkları gerçek mü’minlerden ayırmak çok zordur. Kafirin açıkça kafir olduğu belliyken, münafıklar gerçekten inançlı olup olmadıkları anlaşılması zor insanlardır.

Münafıklık tehlikelerle ve sinsiliklerle doludur. Münafık kimseler Müslüman toplumun huzur ve düzenini zannedildiğinden çok çok daha fazla bozarlar. Bir kişinin inançlı gibi davranıp aslında kafir olmasının zararı ne yazık ki yalnızca kendisine değildir. Münafıklar kötü niyetleriyle, yalancılıklarıyla gerçek Müslümanların arasında dolaştığı müddetçe etraflarını huzursuz ederler. İnanan fakat yeterince bilgisi olmayan, Kur’an-ı Kerim’i okuyup anlamamış, sahih hadisleri incelememiş, tefekkür etmemiş Müslümanlar, yani bilgisiz ve dikkatsiz Müslümanlar, münafıklar tarafından çok kolaylıkla yanlış yöne çekilebilir ve doğru yoldan saptırılabilirler.

Sevgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) kimlerin münafık olup olmadığını vahiy sayesinde bilebilirdi ve bu sayede de o tarz kişilere toplumda önemli görevler verilmez, dolayısıyla inanları etkileyebilecekleri alanlar ve ortamlar oluşmazdı. Fakat elbette ki bu özellik alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.) dışındaki kulların sahip olmadığı bir bilgi kaynağıdır, bu sebeple de Müslüman olduğunu söyleyen herkes Müslüman muamelesi görür. Allah (c.c.) her birimize Allah’ın (c.c.) gözünde gerçek Müslümanlar olabilmeyi nasip etsin.

“Münafığın üç alameti vardır: Yalan söyler, sözünde durmaz ve emanete hıyanet eder.” [Buhari]

 

Kur’an Münafıklar İçin Neler Söylüyor?

Kur’an-ı Kerim’in birbirinden farklı pek çok suresinde ve ayetinde münafıklıktan ve münafıklardan bahsedilir. Münafıklık ile ilgili ayetlerden bazıları ise aşağıdadır;

“(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder. ﴾1﴿ Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür! ﴾2﴿ Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar. ﴾3﴿ Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar! ﴾4﴿ O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resülü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. ﴾5﴿ Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez. Onlar: Allah’ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.”

                                                                                                 Münâfikûn Sûresi, 1 – 7. Ayetler

 

“İnsanlardan, inanmadıkları halde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.”

                                                                                                      Bakara Sûresi, 8 – 14. Ayetler

 “Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda Allah, hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.”

                                                                                                              Bakara Sûresi, 17. Ayet

 

“Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.”

                                                                                                                    Nisâ Sûresi, 61. Ayet

 

“Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.”

                                                                                                   Nisâ Sûresi, 142 – 145. Ayetler

 

“Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır.”

                                                                                                                  Mâide Sûresi, 41. Ayet

 

“Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Gerçi onlar, «Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık» diye kendilerini helâk edercesine Allah’a yemin edecekler. Halbuki Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.”

                                                                                                                Tevbe Sûresi, 42. Ayet

“(O münafıklar) mutlaka sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değillerdir, fakat onlar (kılıçlarınızdan) korkan bir toplumdur.”

                                                                                                              Tevbe Sûresi, 56. Ayet

“Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil), birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu! Çünkü münafıklar fâsıkların kendileridir.”

                                                                                                             Tevbe Sûresi, 67. Ayet

“(Ey münafıklar! Siz de) sizden öncekiler gibi (yaptınız). Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlâtça daha çok idiler. Onlar (dünya malından) paylarına düşenden faydalandılar. İşte sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden faydalandıysalar, siz de payınıza düşenden faydalandınız ve (bâtıla) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar ziyana uğrayanların kendileridir.”

                                                                                                              Tevbe Sûresi, 69. Ayet

“(Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve Müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Başaramadıkları bir şeye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sırf Allah ve Resûlü kendi lütuflarından onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar. Eğer tevbe ederlerse onlar için daha hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onları dünyada d, ahirette de elem verici bir azaba çarptıracaktır. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır.”

                                                                                                              Tevbe Sûresi, 74. Ayet

“(Münafıklar), Allah’ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (gizli şeyleri) çok iyi bilen olduğunu hâla anlamadılar mı?”

                                                                                                               Tevbe Sûresi, 78. Ayet

“(Münafıklar arasında) bir de (müminlere) zarar vermek, (hakkı) inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karşı savaşmış olan adamı beklemek için bir mescid kuranlar ve: (Bununla) iyilikten başka birşey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.”

                                                                                                              Tevbe Sûresi, 107. Ayet

 

“Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir. Bunun sebebi; onların, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: Bazı hususlarda size itaat edeceğiz, demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor”

                                                                                          Muhammed Sûresi, 25 – 26. Ayetler

 

“Kitap ehlinden O inkar eden kardeşlerine, “Yemin ederiz ki, siz (Medine’den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa size mutlaka yardım ederiz” diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder. Andolsun, eğer (kardeşleri Medine’den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile, andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez. Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.”

                                                                                                        Haşr Sûresi, 11 – 13. Ayetler

Bir önceki yazımız; Hac Neden Farz Oldu?

Bir cevap yazın