Mescid-i Aksa Hakkında Tüm Merak Edilenler!

Mescid-i Aksa Ne Demektir?

Mescid-i Aksa, İslamiyet’te önemli yeri olan yapılar arasındadır. Dünyanın her yanındaki Müslümanlar Mescid-i Aksa’ya büyük bir değer vermektedir.

Mescid-i Aksa; İslamiyet’in doğduğu ve yayılmaya başladığı yıl, Mekke’ye o dönem şartlarında ortalama bir aylık yürüme mesafesinde bulunmaktaydı. Bu yüzden de ona en uzak noktadaki mescit anlamına gelen Mescid-i Aksa denmektedir.

Mescid-i Aksa, Kur’an-ı Kerim’de de adı geçen yerlerdendir. Harem bölgeleri ile ilgili ayet-i kerimeler de zaten Mescid-i Aksa ile ilgili olmaktadır.
Mescid-i Aksa, Mescid-i Haram (Kabe) ve Mescid-i Nebevi‘yi barındıran kutsal topraklar Harem-i Şerif olarak isimlendirilmektedir.

Bu kutsal yapı, Kur’an’da Mescid-i Aksa ismiyle geçmektedir. Fakat Mescid-i Aksa‘nın daha önceleri Beytü’l Makdis olarak anılmaktaydı. Günümüzde hala zaman zaman kullanılan isim olan Beytü’l Makdis, ayrıca Beytü’l Mukaddes şeklinde de söylenir. Her ikisi de Mukaddes Ev anlamına gelmektedir. Bunların yanı sıra Mescid-i Aksa, Kudüs Camii olarak da bilinir.

Mescid-i Aksa’nın Kıble Oluşu

Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesidir.

Mescid-i Aksa’nın İslamiyet’teki yeri fazlasıyla ayrıdır. Müslümanların ilk kıblesi olan bu kutsal yapının bölgesi, 622 yılında (Hicretin 1. Yılı) kıble kabul edilmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), hicretten bir süre sonra Mekke’nin neresinde olursa olsun namazlarını Mescid-i Aksa’ya yönelerek kılmış ve ibadetlerini de yine bu şekilde gerçekleştirmiştir.

Türkçede Kıble Mescidi de denilen Mescid-i Aksa’nın İslamiyet’teki önemi ilk kıble olmasıyla sınırlı da değildir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), Miraç gecesinde ibadet etmek için Mescid-i Aksa’ya gelmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) Miraç gecesi Mescid-i Aksa’da namaz kılı Allahutelea’ya (c.c.) dua etmiştir ve İsra ve Miraç mucizeleri de Mescid-i Aksa’da gerçekleşmiştir.

Mescid-i Aksa Kim Tarafından ve Ne Zaman İnşa Edildi?

Mescid-i Aksa’nın kim tarafından yapıldığı ile ilgili çeşitli görüşler mevcuttur. Fakat bu kutsal yapının temellerinin kim tarafından atıldığı hatta ne zaman atıldığı dahi tam olarak bilinmemektedir.

İslam kaynaklarının büyük bir kısmında Mescid-i Aksa‘nın temellerinin Hz. Davud (a.s.) döneminde atıldığı belirtilmektedir.
Hz. Davud’un (a.s.) vefatıyla inşası yarım kalan Mescid-i Aksa’yı tamamlayan ise Hz. Davud’u n (a.s.) oğlu, İsrail Kralı Hz. Süleyman (a.s.) olduğu belirtilmektedir. Hz. Süleyman’ın (a.s.) Mescid-i Aksanın inşasını tamamladığı dönem bu yapıya Beytü’l Mukaddes denilmekteydi.

Fakat aynı zamanda Mescid-i Aksa’nın ilk olarak Hz. Süleyman (a.s.) döneminde yapıldığı görüşü de mevcuttur.

Ayrıca bir diğer görüş de Mescid-i Aksa temellerinin Kabe temelleri gibi Hz. Adem (a.s.) döneminde atıldığı görüşüdür.

Mescid-i Aksa’nın temeli ve inşası ile ilgili görüşler sadece İslami kaynaklarla da sınırlı değildir.
Bunların yanı sıra İngiliz kaynaklarına göre ise; Mescid-i Aksa’nın ilk olarak, Bizans İmparatorluğu döneminde İmparator I. Iustinianus (Justinianus) tarafından bazilika olarak inşa ettirildiğidir.

İngiliz kaynaklarında, Bizans İmparatoru I. Iustinianus’un bazilika olarak inşa ettirdiği Mescid-i Aksa, daha sonra Hz. Ömer (r.a.) döneminde 638 senesinde Kudüs’ün ele geçirilmesinin ardından bazilikadan camiye çevrildiği belirtilmektedir. Daha sonra ise Emevi halifesi I. Velid döneminde ise restore edildiği yazmaktadır.

Mescid-i Aksa Nerede?

Mescid-i Aksa, aslında tek bir yapı ile sınırlı değildir. Büyük bir alanı kapsar. Bu alan da Kudüs’ün doğusunda bulunmaktadır.

Kudüs Eski Şehire karşılık gelen ve Eski Şehrin güney doğu kısmı ile surlarla çevrili olan alanını kapsayan Mescid-i Aksa‘nın kapladığı bu alan oldukça geniştir.

Müslümanlar için önemli kutsal mekanlardan olan Mescid-i Aksa‘nın sınırları 144 dönümlük bir alandır ve bu alanın içerisinde eski kıble Mescid-i Aksa Camii ile kuzeyinde kalan Kubbet-üs Sahra bulunmaktadır.

Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa, günümüzde hala ziyaretve ibadet edilen Mescid-i Aksa Camii, Kubbet-üs Sahra ve bu yapıları içerisine alıp çevreleyen 144 dönümlük alandır.

Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahranın Karıştırılması

Birçok insan Mescid-i Aksa’nın çatısının altından olduğu yanılgısındadır. Aslında Mescid-i Aksa sınırları içerisinde, çatısı altından olan bir yapı mevcuttur. Fakat bu yapı Mescid-i Aksa Camii değildir.
Mescid-i Aksa bölgesinde bulunan ve çatısı altından olan yapı Kubbet-üs Sahra‘dır.

Mescid-i Aksa içerisinde Mescid-i Aksa Camii ve Kubbet-üs Sahra bulunmaktadır.

Mescid-i Aksa Ayetleri

Mescid-i Aksa Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen mübarek yerlerdendir. Bunun yanı sıra Mescid-i Aksa’nın da içerisinde bulunduğu Harem-i Şerif ile ilgili ayetlerin sayısı ise daha fazladır.

Mescid-i Aksa, Harem Bölgeleri içerisinde bulunduğu için an Kur’an-ı Kerim’in Harem-i Şerif ile ilgili olan ayetler de Mescid-i Aksa ayetlerinden sayılır.

Mescid-i Aksa ismi ise direkt olarak İsra suresinin ilk ayetinde geçer.

“Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan yola çıkararak, kendisine bazı mucizelerimizi gösterelim diye, çevresini kutsal kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran Allah, her türlü noksanlıktan uzaktır. O her şeyi işiten ve her şeyi görendir.” 
İsra Suresi, 1. Ayet

“Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip-durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”
Bakara Suresi, 144. Ayet

“Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Şüphesiz bu, Rabbinden olan bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.”
Bakara Suresi, 149. Ayet

“Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Siz de) Her nerede olursanız yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, onlardan zulmedenlerin dışında insanların, size karşı bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz.”                                    Bakara Suresi, 150. Ayet

“Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir.”
Bakara Suresi, 191. Ayet

“Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve buna benzer nedenlerle) kuşatılırsanız, artık size kolay gelen kurban(ı gönderin). Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı traş etmeyin. Kim sizden hasta ise veya başından şikayeti varsa, onun ya oruç ya sadaka veya kurban olarak fidye (vermesi gerekir). Güvenliğe kavuşursanız, hacca kadar umre ile yararlanmak isteyene, kolayına gelen bir kurban(ı kesmek gerekir). Bulamayana da, haccda üç gün, döndüğünüzde yedi (gün) olmak üzere, bunlar, tamı tamına on (gün) oruç vardır. Bu, ailesi Mescid-i Haram’da olmayanlar içindir. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, muhakkak cezası pek çetin olandır.”
Bakara Suresi, 196. Ayet

“Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: “Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah Katında, Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram’a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır.”
Bakara Suresi, 217. Ayet

“Onlar, Mescid-i Haram’dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) koruyucuları değilken Allah, ne diye onları azaplandırmasın? Onun (asıl) koruyucularıyalnızca korkup-sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler.”
Enfal Suresi, 34. Ayet

“Ey iman edenler, Allah’ın şiarlarına, haram olan ay’a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram’a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah’tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.”
Maide Suresi, 2. Ayet

“Mescid-i Haram yanında kendileriyle anlaştıklarınız dışında, müşriklerin Allah Katında ve Resûlünün katında nasıl bir ahdi olabilir? Şu halde o (anlaşmalı olanlar), size karşı (doğru) bir tutum takındıkça, siz de onlara karşı doğru bir tutum takının. Şüphesiz Allah, muttaki olanları sever.”
Tevbe Suresi, 7. Ayet

“Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.”
Tevbe Suresi, 19. Ayet

“Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi Kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Tevbe Suresi, 28. Ayet

“Sen bunun (böyle bir mescidin) içinde hiçbir zaman durma. Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diğer işlere) durmana daha uygundur. Onda, arınmayı içten-arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever.” 
Tevbe Suresi, 108. Ayet

“Gerçek şu ki, inkar edip Allah yolundan ve yerlilerle dışarıdan gelenler için eşit olarak (haram ve kıble) kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara, orada zulmederek adaletten ayrılanlara acı bir azap taddırırız.” 
Hac Suresi, 25. Ayet

“Ki onlar, inkar ettiler, sizi Mescid-i Haram’dan ve durdurulmakta (bekletilmekte) olan hediyeleri (kurbanları), yerlerine varmaktan alıkoydular. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü’min erkekler ve mü’min kadınları, bilgisizlik dolayısıyla darmadağın edip de bu yüzden size ‘dayanılmaz bir sıkıntı’ dokunmayacak olsaydı (o zaman durum farklı olurdu. Durumunun böyle olması,) Allah’ın dilediğini rahmetine sokması içindir. Eğer (karışık yaşayan mü’minler), seçilip ayrılmış olsalardı, muhakkak içlerinden inkar edenleri acı bir azap ile azaplandırırdık.”
Fetih Suresi, 25. Ayet

“Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram’a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı.” 
Fetih Suresi, 27. Ayet

Bir önceki yazımızda Nasr Suresinin Okunuşu, Anlamı ve Faziletlerini sizler için kaleme aldık.
İlgili diğer yazılarımızdan bazıları;
“İnançlar Şehri Kudüs” Tarihi ve Önemi
Mabetler Dokunulmazdır!
Cuma Günleri Yapılması Faziletli Olan Sünnetler
Müslüman Olarak Ölmek
Kâfirlere İtaatin Hükmü
Umre Dönüşü Neler Yapılmalı?
Kıyamet Alametleri Nelerdir?
Cuma Günü Salavât Getirmenin Hükmü
Dualarımızı Doğru Ediyor Muyuz?

Bir Cevap Yazın